06 Eylül 2010
TEKEL EMEKÇİLERİNE SELAM
24 Ocak 2010 / Pazar 11:17
Yazdır
İzettin Önder
TEKEL emekçilerinin günlerden beri sürdürdüğü ve daha da tırmanacağa benzeyen haklı direnişleri ne basit bir emekçi hareketidir ne de sadece TEKEL emekçilerini ilgilendirmektedir.
TEKEL emekçilerinin günlerden beri sürdürdüğü ve daha da tırmanacağa benzeyen haklı direnişleri ne basit bir emekçi hareketidir ne de sadece TEKEL emekçilerini ilgilendirmektedir. Bu direniş, tüm emekçileri, hatta tüm toplumun geleceğini çok yakından ilgilendiren bir harekettir, zira emperyalist cenderede olan sadece TEKEL emekçileri değil, tüm emekçiler ve halkımızdır. Bu hareket siyasîlere bir mesaj, toplum kesimlerine ise uyanış sinyalidir! Bu nedenle, tüm emekçi hareketlerine olduğu kadar, onlardan daha da güçlü olarak TEKEL emekçilerinin haklı direnişine büyük bir saygı duyuyorum ve eyleme sonuna dek destek veriyorum.
Hükümet emekçilerin yanında olmayacak, ses ve taleplerine kulaklarını tuıkayacak ve aynen SEKA direnişinde olduğu gibi bu direnişi de, ne pahasına olursa olsun, kırmaya çalışacaktır. Bunun için hükümet 4/c maddesini, emekçileri tarikat veya yandaş kanalları ile arkadan çevirerek parçalama yöntemlerini veya sair aldatıcı vaatler kullanarak olayı söndürmek isteyecektir. Hükümet böylesi baskıcı politikayı sadece TEKEL direnişini bitirmek için değil, aynı zamanda iç ve dış yatırımcı emperyalistlere emekçi kesimi peşkeş çekmek için yapacaktır.
TEKEL direnişi anlık bir patlama değildir. Bu direniş, Türkiye’nin emperyalist rampaya oturtulması ve giderek merkeze yaklaştırılması sürecinde çok önemli bir merhaledir. Bu süreçte, işbaşındaki hükümetler mutlak olarak sermayenin emrindedir, tüm emekçiler ve halkımız ise birer meta mesabesindedir. Metalaştırılan her şey gibi, emekçiler de, iş bitince kapı dışarı koyulmaya mahkûmdur. Kapitalizmin hiçbir döneminde olmadığı gibi, hele de iyice azgınlaştığı günümüz koşullarında “insan hakları” ya da “değer yaratan emek” gibi söylemlere ve bu yönde politikalara yer yoktur. TEKEL emekçilerinin direnişi böyle bir gidişin ayak seslerinin algılanışıdır. Sermaye yandaşı siyasîlerin bu ayak seslerine kulakları tıkalıdır. Bu sese halkımız kulak vermelidir. Özelleştirmelerin başladığı ilk dönemlerde, “Patron ister özel ister kamu olsun, bizim için fark etmez!” diyen emekçiler ve sendika liderleri artık uyanmalıdır! Özelleştirme uygulaması kendi kapısına gelene dek gidişi umursamayan, hatta özelleştirmelerle taban sayısının yükseleceği gafletine yatanlar artık uyanmalıdır! Bugün, emekçilerin sendika liderlerini de gölgede bırakırcasına harekete geçmesi umut vericidir. Yeter ki, bu umut tüm emekçilerin ve halkımızın sevinci, emperyalistlerin ise korkulu rûyası olsun!
Sermayeye ve sözde açılımları demokrasi diye halka yutturanlara karşı girişilmiş TEKEL eylemini saygıyla selamlıyorum ve emperyalizm cenderesine itilen halkımızın artık uyanmasını ve siyaseten bilinçlenmesini diliyorum!
Yazara ait diğer yazılar:
Canlı Yayın
Radyoda Bugün