06 Eylül 2010
DAVETLİ SANATÇILAR HALKA NE DİYECEKLER?
23 Şubat 2010 / Sali 13:32
Yazdır
İzettin Önder
Cumhurbaşkanı ve başbakan, psikolojik ve/veya siyaset danışmanlarının tavsiyeleri doğrultusunda zaman zaman yemekli toplantılar yaparak, bir anlamda “halkla ilişkiler” alanlarını genişletmeye gayret etmekteler.
Açıktır ki, bu tür davetleri dostluk ilişkisi olarak değil, siyaset ortamında yürütülen ve ülke siyaseti üzerinde gerçekleştirilen iletişim, hatta yönetişim olarak görmek gerekir.
Bu itibarla, bu tür davetlere icabet etmek ya da etmemek kadar, davetteki konuşmalarda tavır ortaya koymak ya da koymamak da sosyal sorumluluk olarak görülmelidir. Zira, davete icabet ve yemekli toplantılarda sergilenen davranış tarzı, uyguladıkları siyaset bağlamında siyasetçiye destek ve güç verebileceği gibi, siyasetçileri, siyasetleri ve/veya uygulama yöntemleri üzerinde bir kez daha düşünmeye sevk edebilir. Kısacası, bu tür davetlere icabet ve toplantıda sergilenen tavır ciddî toplumsal sorumluluğu gerektirir ve bundan dolayı da, davet sonrasında “sâkin yemek ortamında olumlu görüşmelerde bulunduk” gibi geçiştirici laflardan kaçınıp, tüm safahat hakkında topluma geniş bilgi verilmesi gerekir.
Türkiye’nin siyasî gündeminin fevkalade yoğunlaştığı bir dönemde, iç ve dış müdahalelerle tüm kurumların büyük bir sarsıntı geçirdiği bir ortamda siyasîlerin her çareye baş vurarak toplumsal destek almaya gayret etmeleri doğaldır. Ancak, sorunların yoğunlaşmasının çözümünün varolan siyasetçileri desteklemekten mi yoksa desteklememekten mi geçtiği meselesi teknik değil, toplumsal-siyasî bir konudur. Hal böyle olunca, zor durumlarda siyasîlerin ek destek gereksinimi içinde olmaları çok doğaldır. Ek destek lobilerinin işlevi siyasîlerin fikir ve uygulamalarının topluma yansıtmak olmamalıdır. Zira, yaşanan sorunlar siyasîlerin politika ve uygulamalarından doğuyor ise, böylesi tek yanlı basit görüş yansıtma işlevi, sorunları büyütmekten başka bir işleve sahip olamaz.
Yazara ait diğer yazılar:
Canlı Yayın
Radyoda Bugün